Facebook'ta Paylaş
Tweetle
Google Plus'ta Paylaş

Yeni Türk Şiirinde Ses ve Ahenk Öğeleri Ders Notları

  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • Beğen
0
Konuyu Beğen
0
#1
YENİ TÜRK ŞİİRİNDE SES VE AHENK ÖĞELERİ
ŞİİRDE RİTİM VE AHENK
 Şiirin ayırıcı özelliklerinden birisi, kelimelerin ve ses düzeninin dikkate almasını
gerektiren ritim ve ahenk anlayışıdır.
 Şiirde Güzellik duygsunun oluşmasını sağlar.
Ritim Nedir?
 Dizede vurgu, uzunluk-kısalık, açılık-kapalılık, durak yerleri, ses tekrarları, gibi
bilinçli bir şekilde kurulan ses dizelerine denir.
 Ritim Türkçe de Dizem, ölçülülük, orantılık, tartım gibi adlarla anılır.
 Şiirin yapısının önüne çıkıp, anlamını gölgelemeyecek derecede dikkati çekmeli,
doğal akışına engel olmamalıdır.
VEZİN VE ŞİİR İLİŞKİSİ
 Batı dillerinde Meter (metrum) denilir.
 Hecelerin sayısı bakımından veya açık-kapalı, uzun-kısa oluşlarına göre birbirine denk
olmasını sağlayan araca vezin(ölçü) denir.
 Dizelerin birbiriyle uyumunu sağlar.
 Müzikteki prozodi terimine benzer.
YENİ TÜRK ŞİİRİNDE KULLANILAN VEZİNLER
 İslamiyetten önce kullanılan Hece Vezni sonraki dönemde ve günümüze kadar halk
şairleri tarafından kullanılmaya devam etmiştir.
 Arap dilinin yapısıyla ortaya çıkan Aruz Vezni ise İranlılar tarafından, daha sonrada
Türkler tarafından kullanılmıştır.
 Aruz vezni her 3 edebiyatın ortak malzemesi adını almıştır.
 Divan edebiyatında Aruz vezni şiirin ana yapısını oluşturur.
 Yeni Türk edebiyatında her iki vezinde kullanılır. Ancak Serbest vezinde
kullanılmaktadır.
ARUZ VEZNİ
 Hecelerin uzunluk ve kısalığına göre oluşturulan ölçünün adıdır.
 Arap dilinin özellikleriyle ortaya çıkmıştır.
 Arapçada temel harfler ünsüzlerdir. Uzun ünlülerde bulunur.
 Hecelerin uzunluk-kısalık özellikleri göz önünde bulundurularak oluşan parçalara tef
ile veya cüz denilmektedir.
 En az 4 tef ile cüzün bir araya gelmesiyle vezin kalıpları ortaya çıkar
 Aruzla yazılmış bir dizeyi veznin parçalarına ayırmaya Takti denir.
 Bu kalıpların sınıflandırması ise Bahir ve Daire adı verilen aruz sistemini oluşturur.
 Araplarda 19 bahir, 6 daire
 Türklerde 14 bahir, 4 daire bulunur.
 Tanzimatın ilk kuşağı şiirde biçim değişikliğinden çok içerik değişikliğine
yönelmişlerdir. Divan şiirinde olduğu gibi ilk kuşak yenileşme şairleri de Aruz veznini
esas almışlardır.
 Abdulhak Hamit biçim ve içerikte cesur denemelere girişmiş, gelenekte olmayan
vezin kalıpları uydurmaya çalışmıştır.


 Aruz veznine önem veren asıl kuşak Serveti Fünun topluluğu olmuştur.
 Aynı şiir içerisinde şiirin konusuna, şiire hakim olan duyguya, ruh haline göre değişen
iki üç ayrı vezin kalıbı kullandıkları görülür. Bunların en başarılı örnekleri Cenap
Şahabettinin Elhan-ı Şita ve Teyfik Fikret in Hemşirem için şiirleridir.
 Serveti Fünun şairleri, aruz veznindeki ahenge önem vermişlerdir. Bu yüzden vezin ve
konu arasında ilişki kurmuş, konuya göre vezin kalıpları seçilmesi gerektiğini ileri
sürmüşlerdir. Serbest Müstezat adıyla şiirdeki monotonluğu kırmaya çalışmışlardır.
 Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal, Ahmet Haşim Sonuna kadar aruz veznini tercih
etmişlerdir.
 Cumhuriyet Döneminde ‘ Edip Ayel Mehmet Çınarlı, Ali Günvar’ Aruz vezni ile şiir
yazmayı sürdürmüşlerdir.
HECE VEZNİ
 Eskilerin hesab-ı Benan , vezni Benan adıyla andıkları parmak hesabı da denilen hece
vezni Türk yapısına uygun bir ölçüdür. Bu yüzden milli vezin diye de adlandırılır.
 Hece vezni dizedeki hece sayısından ve duraklardan oluşan Türk dilinin doğal
yapısından ortaya çıkmış bir ahenk sistemidir.
 Dizede kaç hece varsa kalıbın adı odur.
 Trükçe de en kısa olanı 4 en uzunu ise 15 hecelidir.
 5-8 heceli küçük hacimli kalıplarda genellikle durak bulunmaz veya en sonda bulunan
tek duraklı olduğu kabul edilir.
 Durak sayısı en az 2 en çok 5 tir.
 Durakları oluşturan hece sayısı 1 den 10 a kadar değişir.
 16 yy. Usuli 18 yy Nedim ve Şeyh Galip hece vezni ile şiir yazmışlardır.
 Divan şiirinin oluşturduğu katı kuralları değişme eğilimi içerisine gidilmiştir. Akif
Paşanın torununun ölümü üzerine yazdığı mersiye bu eğilimin ilk işaretidir.
 Ziya paşanın şiir ve inşa makalesi, divan şairleri tarafından vezinsiz diye
adlandırdıkları, hece vezni ile yazılmış üçleme, kayakbaşı gibi halk edebiyatı
biçimlerini bizim asıl şiirlerimiz olarak nitelendirmiş ve bu konudaki ilk teorik
görüşleri ortaya koymuştur.
 Namık Kemal Öncelikle tiyatrolarını, içerisinde hece vezinli manzum parçalar
yazmıştır.
 Hece veznine asıl ilginin Mehmet Emin YURDAKUL un Anadolu dan bir ses yahut
Cenge giderken başlıklı şiiriyle başladığı görülür. Hece vezninin Öncüsü
Konumundadır.
 II Meşrutiyetten sonra milliyetçilik akımının güçlenmesiyle hece vezninin
yaygınlaştığı görülür.
 Bu yaygınlaşmada Ziya Gökalp in Çabaları önemli rol oynar.
 Özellikle Ziya Gökalp in gayretleriyle hece vezni Cumhuriyetten önce edebiyata
egemen olmuştur. 1940 lara kadar bu egemenliğini sürdürmüştür.
VEZİNSİZ ŞİİR
 Serbest Vezin, Serbest Nazım, Özgür Koşuk, Serbest Şiir adlarıyla anılır.
 Vezinsiz Şiir; Şairlere kayıtlardan kurtulma olanağı sağlayarak, şiire duygu, düşünce
ve imgelerin özgürce yansıtabilme ortamı hazırlanmıştır.
 Bu aynı zamanda vezin ve kafiyenin oluşturduğu geleneksel ahengi daha ince ve titiz
bir takım yöntemlerle sağlama zorluğunu da beraberinde getirir.
 Türk edebiyatında ilk defa ister aruz ister hece ölçüsü olsun şiirin vezin bağından
kurtulması gerektiğini Nurettin FERRUH isimli bir şair ileri sürmüştür.

 Serbest şiir 1930 ların ortasından itibaren kabul görmeye başlamış. Garip hareketi
yaygınlaşmıştır.
 Günümüz şiiri tamamen serbest tarzda yazılır.
KAFİYE-KAFİYE ŞİİR İLİŞKİSİ
 Ahengi sağlayan en önemli unsurlardan birisi yinelemedir.
 Yinelemenin geleneksel olarak en çok bilinen ve uygulananı kafiyedir.
 Kafiyeye Batı edebiyatında rime halk edebiyatında ayak yakın dönemde ise uyak
denir.
 Kafiye; Şiirde en az iki dizenin sonunda anlam ve işlev bakımından farklı, ses
bakımından aynı olan sözcüklerin kullanılmasına denir.
 Kafiyenin yinelenmesinden ritim oluşturulur.
 Şiirin dizelerini birbirine bağlayan vezin ve kafiyedir.
 Şiirin müzikal yönünü oluşturur.
 İslamiyetten önce kafiye genellikle dize başlarında olurdu. Türkçede asıl vurgunun
sonda olması nedeniyle kafiye sona kayar.
YENİ TÜRK ŞİİRİNDE KULLANILAN KAFİYE TÜRLERİ
 Yarım Kafiye: Tek ünsüz benzerliğini dayanır.
 bazen çıkış noktaları yakın olan ş-ç, m-n gibi seslerde birbirleriyle kafiye
yapılır.

 Tam Kafiye: En çok kullanılan kafiye çeşididir. Bir ünlü ve bir ünsüzden oluşur.
 Uzun a-u-ı tam kafiye sayılır.
 Zengin Kafiye: ikiden fazla ses benzerliğinden meydana gelir. Ahengi arttırır.
 Cinaslı Kafiye: Ses bakımından aynı, anlam ve işlev bakımından farklı sözcük ve
sözcük öbeklerle yapılır.
REDİF
 Yeni Türk Edebiyatında önemini tamamen kaybetmiştir.
 Cumhuriyetten sonra eklerden oluşan redifler bir yana bırakılırsa redif pek az
kullanılır.
DİĞER SES ÖĞELERİ
ALİTERASYON (ÜNSÜZ YİNELEMESİ)
 Bir veya birkaç dize içinde yada metnin tamamında aynı ünsüzlerin tekrarlanmasıdır.
 Uygulaması zordur.
Örnek: Sevgili seslendiğin serinlik bir serap
ASONANS (ÜNLÜ YİNELEMESİ)
 Yarım kafiye, ünlü kafiyesi olarak da bilinen bu uygulama dize içinde veya dizeler
arasında aynı ünlülerin tekrarlanmasıyla bir ahenk oluşturulur.
Örnek: İner ine derinde iğneler ince ( i ler asonans)
}


    Yeni Türk Şiirinde Ses ve Ahenk Öğeleri Ders Notları
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi